Bazen insan bazı insanlardan hiç vazgeçemiyor...
İstanbul'da denize girmekten vazgeçmedim, seni sevmekten hiç vazgeçmediğim gibi..
Çok güzeldi, berraktı, tertemizdi ve iyot kokuluydu, ne tuzluydu ne tatlı.. Tıpkı senin gibi ne acıtırdı içimi, ne yakardı tenimi, ne de çok tat verirdi insana. Hem yeşildi hem mavi. Tıpkı senin gibi; tüm gerçekler ondaydı, maskesizdi, özü ve ruhu saydam, gün ağardığında mavi göğün yüceliğini içine alırdı, güneş tepeden kaçtımı, geceye dönmeden yeşil olurdu ağaçlar gibi, içime orman kokusu salardı hani babaların bir parfümü vardı biz küçükken kozalak gibi orman görünümlü, huzur ve baba kokusu, bazen onu hatırlatırdı. Gece oldumu da lacivert. Lacivert senin rengindi zaten, sana en çok o yakışırdı. Soğuk ama candan, mesafeli ama içten, sert ama derin, bakışların gibi delici, gözün en çakır hali. Gözlerin lacivert değildi, erkek gibi kahverengiydi işte, ama sen laciverttin. Siyah gibi serseri değil, gri gibi ruhsuz değil, mor gibi yanardöner değil. İstanbul'un lacivert akşamları işte...
İstanbul'da denize girmekten vazgeçmedim, seni sevmekten hiç vazgeçmediğim gibi..
Çok güzeldi, berraktı, tertemizdi ve iyot kokuluydu, ne tuzluydu ne tatlı.. Tıpkı senin gibi ne acıtırdı içimi, ne yakardı tenimi, ne de çok tat verirdi insana. Hem yeşildi hem mavi. Tıpkı senin gibi; tüm gerçekler ondaydı, maskesizdi, özü ve ruhu saydam, gün ağardığında mavi göğün yüceliğini içine alırdı, güneş tepeden kaçtımı, geceye dönmeden yeşil olurdu ağaçlar gibi, içime orman kokusu salardı hani babaların bir parfümü vardı biz küçükken kozalak gibi orman görünümlü, huzur ve baba kokusu, bazen onu hatırlatırdı. Gece oldumu da lacivert. Lacivert senin rengindi zaten, sana en çok o yakışırdı. Soğuk ama candan, mesafeli ama içten, sert ama derin, bakışların gibi delici, gözün en çakır hali. Gözlerin lacivert değildi, erkek gibi kahverengiydi işte, ama sen laciverttin. Siyah gibi serseri değil, gri gibi ruhsuz değil, mor gibi yanardöner değil. İstanbul'un lacivert akşamları işte...