deneme yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deneme yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2012 Çarşamba

HALAMIN EVİ


Deniz Halam yani nam-ı diğer Şayan:) Her sene olduğu gibi enerjisiyle, coşkusuyla, evinin süsüyle püsüyle yeni bir yıla çoktan hazır. Bu görüntüler bir misafir gelince hazırlanmış gibi dursa da orada duralım! Çünkü Şayan, her daim, evde tek başına olsa da bu ışıkları yakar, meleklerini asar, noel babaları konuşturur, yaseminli veya bilimum bitki çaylarını içer... Hatta bizim kızlar her sene mutlaka bu evi ziyaret edip, keyiflenir, enerji dolar evlerine gidip bir yılbaşı telaşına girer:))) Ne de olsa Ahu'nun gerçek halası olduğu gibi bizim kızların da halası:) Gulseda'nın, Başak'ın, Ayşegül'ün, Nisa'nın, Elif'in konuşmaya bayıldıkları bazen benden de fazla konuşmaya bayıldıkları halaları..;)

Bir de evin üyesi BABY var!! Her zaman yapılan tüm dedikoduların içindedir kendisi. Merve ile deriz ki dili olsa neler söyler, bazen de dinlediklerinden içi şişmiş olabilir! Bir de Dogy vardı, O'nu da anmadan geçmemek lazım.. Mrv'ün tabiriyle "Dogy'm melek oldu!", O da yukarıdan dinliyor.. Kimler geldi kimler geçti şu hayatta, Baby herkese her gidene, her gelene, her olana her olmayana şahit:) Ha geldi ha geleceki ya da aman canım iyi ki olmamış demekki daha iyisi yolda dediklerimiz, gelenler, gelemeyenler, yazılı olanlar, kaderin önüne geçemeyenler, ya da sürprizleriyle sipariş kutusunda gelenler...:))

26 Eylül 2012 Çarşamba

EYLÜL

Yazın son akşamlarından bir tanesi...

Ay tepede; henüz dolunaya dönmedi, ilk dördün de değıl...:) Gülmemin nedeni Nagiş bana bir fal baktı, hep sorarız, e peki ne zaman ne zaman diye, sonra birbirimize deriz ki; ne zaman diye sormadığın zaman, ben de yine geçen sefer sordum; o da ilk defa bir tarih verdi, ilk dördünden sonra dolunaydan önce.. Allahtan Iphone var, aradık taradık tarih aralığı bile çıktı. 15-22 Ekim arası gelen gelecekmiş, Nagişim öyle dedi..:))))

Deniz huzur kokulu, George Dalaras fonda...Sanırım Xanarthis çalıyor..Vurgulu vırgulu, inişli çıkışlı, bazı şarkılarda dağ vardır, yukarı çıkarır sonra yere atar..

12 Haziran 2012 Salı

KIZ ARKADAŞLAR

Dün denize girdim yine, İstanbul'un mavisinde.. Sen de tarih olmuşsun sonunda! Hüzün müzün gelmiyor içimden... Bir tek gülmem geliyor kendi kendime..

Eskiler seninle bir yerlere gömülmüş, öyle bir yer ki orası, adresini yazmışım, yazdığımı yakmışım.

İlk ayrılık sabahı şöyledir; gece yatarsın bir an önce sabah olsun istersin, sabah kalkarsın günü yaşamadan geceye varmak, yorulmak, yoğrulmak, unutmak ve tekrar uyumak istersin. Evrensel bir dilek sanırım bu. Yaş, cinsiyet, milliyet farketmeyen tek duygu bu belkide. Aşık olanın binbir türlü hâli vardır da, ayrılanın tek ruh halidir bu. Geceyi gündüze karıp yok olmak, görünmez olmak, uyurgezer olmak..

5 Şubat 2012 Pazar

PUDRA KOKULU KADINLAR ÜZERİNE

Bir Bahar vardı Asmalı Konak'ta, çok yakındı sanki bize,icinden adı gibi Baharlar fiskirirdi!

Sinirlenince susmaz, adamın beynini yer bitirir böyle kadınlar... Cool kadın olmak tarzı değildir , kıskanır sevgiliyi epeyce, fırtınası içinde kopanlardan hiç değildir, bağırır cagirir, ama barışması bir o kadar tutkuludu...r, acısını çıkarır tensiz günlerin. Askını, sevgisini icinde yasamaz pek, dıştan gören hayran kalır, sevilmeye imrenir ölesiye. Gözlerinde perde falan yoktur,gönlü, gözü ve dili aynıdır, içi başka dısı başka değildir asla. Nefret bile kusar anlık, ama anlıktir. İsim olmaz senle deyip de icinden yas tutmaz, icinde bittiyse bitmiştir dısında da, cam çerçeveyi hep adamlar indirmez bizim Bahar'lar da indirebilir... Yasam iksirini icmiştir hallice...

İSTANBUL'DA DENİZE GİRMEK

Bazen insan bazı insanlardan hiç vazgeçemiyor...

İstanbul'da denize girmekten vazgeçmedim, seni sevmekten hiç vazgeçmediğim gibi..

Çok güzeldi, berraktı, tertemizdi ve iyot kokuluydu, ne tuzluydu ne tatlı.. Tıpkı senin gibi ne acıtırdı içimi, ne yakardı tenimi, ne de çok tat verirdi insana. Hem yeşildi hem mavi. Tıpkı senin gibi; tüm gerçekler ondaydı, maskesizdi, özü ve ruhu saydam, gün ağardığında mavi göğün yüceliğini içine alırdı, güneş tepeden kaçtımı, geceye dönmeden yeşil olurdu ağaçlar gibi, içime orman kokusu salardı hani babaların bir parfümü vardı biz küçükken kozalak gibi orman görünümlü, huzur ve baba kokusu, bazen onu hatırlatırdı. Gece oldumu da lacivert. Lacivert senin rengindi zaten, sana en çok o yakışırdı. Soğuk ama candan, mesafeli ama içten, sert ama derin, bakışların gibi delici, gözün en çakır hali. Gözlerin lacivert değildi, erkek gibi kahverengiydi işte, ama sen laciverttin. Siyah gibi serseri değil, gri gibi ruhsuz değil, mor gibi yanardöner değil. İstanbul'un lacivert akşamları işte...

İSTANBUL'A KAR YAĞINCA

Kar yağar bu şehre, beyaz pamuklar iner bazılarına göre gökten yere... Bazılarına göre ise okullar tatil olur...Damları pamuk kaplar ya da ulaşım durur, hayat durur...

Benim için hayat orda başlar, binbir umut yağar gökten kalbime. Karın sesi vardır, melekler şarkı söyler ve yerlere tutam tutam sevgi atarlar. Belki senin gönlüne benim adım düşer buarada diye beklerim. Kar küremi sallarım, dualar ederim buz taneleri kar taneleri kalbini ısıtır diye. ..

Biz seninle İstanbul'da her kar gününde yürürdük, karın seslerin olduğunu seninle öğrendim, kar tanelerinin hepsinin farklı olduğunu, bazılarının adının olduğunu öğrendim.

Şimdi ayrılık akşamlarının en sevilen misafiri bizim kar taneleri...

3 Şubat 2012 Cuma

KAR VALSİ

Aşk gibisin, beyaz büyü!
Hoşgeldin yüreğime...

İnsan ne yapacağını şaşırıyor; kar desenli eldiven mi taksa çıksa, mangalda sucuk ekmek mi yese, kestane mi pişirse, tarçının içinde sahlepiyle aroma mı çekse burnuna?

Yoksa camın kenarına tünese, sokaklara dalsa, rüyalara dalsa, aşka gelse, perdeleri sıyırsa sonuna kadar, cam güzeli mi olsa..?

Hangi müziği açsa? Karlı cümlelerden ışık olup aksa ya da ritmi yüksek, içinden kuş uçurtan cinsten melodiler mi dinlese? Hüzne mi sarsa? Sevdalara mı sarmalansa ? Coşup coşup dağıtsa mı?

Yerlere atmak istiyor kendini, karlara vücudunun imzasını atmak istiyor insan, ellerini açıp gökten oynaşarak inen taneciklere merhaba demek istiyor. Bata çıka yürümek, kardan iz bırakmak istiyor.

Gecenin rengini iyice şaşıranlardanım ben!

Mavi gecelere tövbe ederim, o da nedemek ki? Gecenin rengi beyaz diye utanmasam yemin ederim..

Büyü yaptım bu gece, kar büyüsü bunun adı! Sanki hep yaparım ya? Yapsam zaten büyüleri kendime bir prens yaratır, şatolarda yaşardım ya neyse...

Diledikçe coştum, coştukça yağdı, yağdıkça diledim... Karmakarışık oldum..

Eskiden kar'ı O'nsuz yaşamak ölüm derdim.. Şimdi diyorum ki kar bensiz yaşanır mı be adam!